YÖRÜK TÜRKÜLERİNDEN ÖRNEKLER:
A) Silifke Yaylalarında Söylenen Bir Yörük Türküsü;
Oof, Sarı yaylam seni yaylayamadım.
Oof, yavru palazımı avlayamadım.
Sende bu güzellik, "bende bu gençlik oldukça,
Alırım ahdimi gız goymam sende, sürmelim ey.
Oof, Yörükler yaylasına göçer, hep koyaklar yurdolur.
Oof, nazlım yaylasına göçmüş yüreğime derdolur.
Bu ayrılık ikimize derd olur.
Alırım ahdimi gız goymam sende, sürmelim ey.
B) Bolgar Dağında yaylayan Yörüklerin, baharda yaylaya göçerken
söylediği bir yayla türküsü:
Yüce dağ başında yanar bir ışık,
Işığı bekleyen yiğit bir aşık.
Buğday benizli zülfü, dolaşık,
Göç giderken bir güzele rastladım.
Obasının önü yüksek yazılı,
Açılmış gülleri morlu mavili
Önü boz erkeçli, ardı sürülü
Göç giderken bir güzele rastladım.
Artık Toros dağlarında bu türküler söylenmiyor:
Dağlar Yörüksüz; yalnız, ıssız,
Yörük yaylasız; öksüz mutsuz.
XXX
Dağlar Yörüksüz dağ mı,
Yörük yaylasız yaşar mı?
XXX
Alp dağbaşı karsız, dumansız; kel olmuş,
Yörük yaylasız davarsız, yitmiş yokolmuş.
XXX
Yörüğün ömrü davarcılıkta çadırda geçer
Obası baharın yaylaya,güzün seyile göçer
Rüyasını bile dağların ardıcı, kekiği, pınarı süsler
Üretir yünü, yanık yoğurdu, tulum peynirini, kaymağı
Kalbi geniştir,sever tüm Türk yurdunu, elini.
XXX
Afyon'lu Ozanımızdan bir dörtlük:
Yörük adıyla kendimi tanıdım
Orta Asyada başlar anıtım
Birlik düzenliktir muradım
Sevgiyi, yayla seyil taşır Yörükler.
XXX
Kara çadır is mi tutar?
Altın para pas mı tutar?
Eloğlu ölmüş neyine
El kızı yas mı tutar?
XXX
Zenginimiz bedel öder
Yoksul iki yıl askerlik eder
Yörük, yakım yakıp ünlenip,
Yaylalarda davar güder.
XXX
PAŞAELİ’NDEN
BİR YÖRÜKLEME
Misafirdik şuracıkta Musa Ağaya
Oturup ocakbaşında sola ve sağa,
Orada asılı dururdu hep sacayağa.
Üstüne konurdu. Koyuneti ocağa.
Şahittir herşeye şu koca değnek.
Ağam gelmediyse sorup öğrenek.
Serilmezse yere keçe kepenek,
Kim demiş olaki nasıl dinlenek?
İlbulak'ı ara sıra duman bürürdü.
Şu bayıra doğru davar yürürdü.
Gelip gideni, iyi kötü haber verirdi.
Karabaş gece -gündüz herdem ürürdü.
Gül kurusuyla boyamıştık kolanı.
Güz başında everince oğlanı
Elde avuçta ne varsa sevmem yalanı.
Katık ettik o yılda aşa soğanı,
Şuracıkta deve ile tuz yatardı,
Şuracıkta gelin ile kız yatardı.
Şu tarafa turna ile kaz batardı,
Şuracıkta Köroğluylan biz yatardık.
Hey gidi günler heeeey heey hey.
Ağam yerimiz kıl keçe yurttur.
Yiyip içtiğimiz yoğurt ile süttür.
Gezip konduğumuz bayır ile sırttır.
Göç zamanı Ekim ile Marttır.
Bilmeyen bilmez ama, bilenlere derttir.
Yoğurda doyardı. Kalaylı bakırlar, taslar.
Bir uçtan diğer uca ulaşırdı sesler.
Hayat yeniden başlardı. Yeni hevesler.
Domur-domur gözler, dudaklar nefesler,
Davullar başkaydı, dolu doluydu hisler.
Üçetekler, bindallılar, şalvarlar ve fesler.
Hatça bacıya dokuturduk dolağı.
Resul Babaya kurban ederdik oğlağı.
İlbulak ki KARAKEÇİLİ'nin yaylağı,
Bilmezdik o günlerde dönümü, evleği.
Bir başkaydı çanların , zillerin sesi.
Ürüzgarın kekik kokuluca esmesi
Kavalın KARAKOYUN'u anıp anıp inlemesi,
Çobanların her sene kulakları enlemesi,
Evladın atayı, küçüğün büyüğü dinlemesi
Sanmaki bu gün değişip başkalaştı töre,
KAYI BOYU'nun yedi asırlık aynı ünlemesi.
ERTUĞRUL Ocaklıyız budur farkımız.
Kilimlerde çoraplarda şakır türkümüz.
Yalanı riyayı, kötüyü ezer çarkımız.
Şükürler olsun Allaha, yoktur korkumuz.
Eğilmez kullara başımız, börkümüz.
Çok söylendi Orhankulu lüzumsuz.
Yüksektedir yaylamız. İLBULAK'tır parkımız.
NOT: Yörük beyinin gençliğinde yaylada yaşadığı yerlere gelip eski günlerini hatırladığıdır.
Orhan TÜRKEŞ
Sincanlı / AFYON
Temmuz 1994
ASLIM YÖRÜK
Özüm yörük sözüm yörük
İşte benim aslım yörük
Bağrım yanık kaderim kara!
İşte benim aslım yörük
Bahar ile gelen güzel yaz
İşte o an başlar işler
Koyun ile kuzu katıştığı zaman
İşte benim aslım yörük
Çağlayan sular mis kokulu havalar
Ardıç ağaçları, Kamalak, Mezlee çamları
Gördüğüm zaman başlar yörüklerin gücü
İşte benim aslım yörük
Güneşin doğuşunda keklikler ötüşür.
Yörük Muammer'im Garip,Garip düşünür.
Koyun ile kuzular suya akışır.
Kızlar ile gelinler bakışır
İşte benim aslım yörük
Gitti de Yörük Kızı gelmedi
Kocayada vardı besbelli aman
Yörüğünde kızını küstürme
Yörük kızı Allah’ına yalvardım
“Benim yarim yaylalarda oturur
Ak ellerin soğuk suya batırır.”
Honamlı yürüklerinden
Muammer GÜLER.
Türkoğlu / K.MARAŞ 08/04/1999
BİZLERİZ
Orta Asyadan kalkıp geldik Anadoluya
Deve katarlarını çektiğimiz günler nerede
Sürüleri otlatıp bayırda kırda
Bağcak tutup bek atan BİZLERİZ.
Bilecikten Bursaya derken ANKARA
Kazandık zaferleri atarak nara
Keskin kılıçla düşmanı yara yara
Toprağa toprak katan BİZLERİZ
Osman Bey dedemiz FATİHLER atamız
Onlar kurdu otağımızla Kayımız
Yeterdi cihana zavurla hayımız
Dünyaya nara atan BİZLERİZ.
Bilmezlerdi koltuğu, hem de sediri
Ala çovalla ederlerdi sıtırı
Domaniç’e Söğüt’e kara çadırı
Çakıp kazığı tutan BİZLERİZ.
Bileciği Bursayı gezip yaylayan
Sırbistanları Bosnaları boylayan
Dünyanın dört bir yanına hükmeyleyen
Atlar koşturup coşan BİZLERİZ.
Bindörtyüzelliüçtü hem Salı günü
Duyuldu dünyaya Fatihlerin şanı
Anmadan geçmem Ulubatlı Hasan’ı
Bayrağı burca takan BİZLERİZ.
Nice zalıma bildirdiler haddini
Dinlemediler düşmanların reddini
Ya ALLAH-BİSMİLLAH deyip, Çin Seddini
Hiç dokunmadan aşan BİZLERİZ.
FATİHLER, YUNUS EMRE, ALPARSLAN
Zaferi kazandıran imanla din
Kuşatıp sur’u elli gece, elli gün
Elini Hak’ka açan BİZLERİZ.
Tuluğumuz yannığımız yağı balı
Dokurlardı farda kilim heybe halı
Koyunu devesi hem ala çovalı
Develere yük çatan BİZLERİZ.
Çanakkale’den Anafartalar’a derke
Nice dersler verdik düşman denen herk’e
Selam olsun önderimiz ATATÜRK’e
Saygı duyup, yas tutan BİZLERİZ.
Yerliler Türkmendir malcılarsa YÖRÜK
Azeri, Tatar, Avşar kardeşiz, hepimiz birlik
Ayağına giyip yemeniyle çarık
Düşman boynuna basan BİZLERİZ.
Yörük Hasan’ım överim YÖRÜK’leri
Vatanını sevenler durmasın geri
Kazanmak için nice zaferleri
Hasmın bileğin büken BİZLERİZ.
Yörük Hasan GEZER
Halk Ozanı- HATAYLI