ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
AÇIKLAMALAR- 2
ŞİİLİK=ŞİAİ ALİ
A- Şiiliğin Dünyadaki Büyük kolları: (200 kolu var)
l -Şiiliğin Caferi Kolu: İran, Irak , Azerbaycan, Nahcivan
2-İsmailiye: Pakistan
3-Dürzilik: Lübnan ve Suriye
4-Rafizi: İran
5-Batınilik-Haşhaşiler-Hasan sabbah felsefesi kolu: İran
6-Büveyhi Şiiliği: İran-Fars ve lrak
7-Karmati şiiliği: Doğu Arabistan
8-Farsişah İsmail Aleviliği-Kızılbaşlık: İran
B- Anadolu Aleviliğinin Kolları:
1- Babailik: Şii Batıni. Baba İshak Amasya- 1 239
2- Bektaşilik: H. Bektaş Veli 14. yy Nevşehir (Bayadlar)
3- Hurufi
4- Haydariler
5- Kalenderiler
6- Abdallar: Abdal Musa, Pir Sultan Abdal, Kaygusuz Abdal, Kazak Abdal, Kumral Abdal, Hasan Abdal, Antalya-Elmalı, Karaman, Mersin: Sİlifke-Mut, Kayseri-Sarız, Kırşehir, Adana, Bilecik.
7- Kızılbaşlar-Safeviler: Sivas (Şah İsmail müritleri)
8- Tahtacılar: Adana, Antalya, Mersin, Balıkesir
9- Çepniler: Kırşehir-Çiçekdağı, Balıkesir
10- Mevleviler: Konya
11- Ahiler: Kırşehir, Ankara
12- Evciler: Adana-Tufanbeyli, Afyon
13- Sıraç Alevileri: Amasya, İçel
14- Arnavut ve Makedon Aleviliği: Balkanlar: Sarı Saltuk.
C- Alevilik: Alevilik, ırksal bir olgu değildir. İnançla ilgilidir. Kişiler kendi duygu ve düşüncelerine göre her zaman Alevi inancına girebilir veya çıkabilir. Alevilik kavramı Arap veya Türklere de özgü değildir Arap, Fars, Hint, Kürt, Türk ve Arnavut Alevileri vardır.
D-ALEVÎ, BEKTAŞİ, KIZILBAŞ, Şİİ İNANCINDAKİ TÜRK BOY VE OYMAKLARI: (bkz:8, 22, 24)
Bu boy ve oymakların bazı bölgelerdeki mensupları Sünni inancındadır Örneğin: Doğu Karadeniz Çepnileri, Afyon ve Burdur Evcileri, Burdur Bayındırları ile Kırşehir Abdalları genel olarak Sunnidir.
1- Abdal: Davulcu-Zurnacı, Demirci, Elekçi-Kalburcu, Fakçı-Façı, Kuşçu, Kuyumcu, Köçek, Sünnetçi, Yamak
2- Avcı
3- Azeri
4- Balabanlı
5- Bayat: Hacıbektaş ilçesi halkı
6- Bayındır: Akkoyunlu
7- Beğdili: Karagözlü
8- Biçerli
9- Çepni
10- Dulkadirli: Kızıldonlu, Şeyhli
11- Evci: Adana-Tufanbeyli
12- Hüdabendeli-Harklendeli
13- İnallı-İnanlı
14- Kaçar
15- Kerametli
16- Mansurbeyli
17- ŞamBayadı
18- Şamlı-Şumlu
19- Şahseven
20- Tahtacı
21- Terekeme
E-ALEVÎ-Şİİ YÖNETİMLER (bkz: 73,93)
a) Fars-İran Safevi Devletine Katılan Türk Oymakları:
1- Akkoyunlu
2- Bayat
3- Bozcalı
4- Çepni
5- Dulkadirli (İmanlı Avşarı)
6- Halep Türkmeni (Gündüzlü-Alplı Avşarı)
7- Kaçar
8- Karamanlı
9- Mansurbey Avşarı (Kahguliye)
10- Silsüpür
11- Şamlu (Beğdili, Harbendelü, İnallu)
12- Talişler
13- Turgutlu
14- Ustacalı (Ustaclı-Usta Hacılı)
15- Varsak
16- Zülkadriye
b) Şii Türk Akkoyunlu Devletini Oluşturan Oymaklar:
l- Avşar Kutbeğilüler
2- Bayat
3- Bayındır
4- Çepni
5- Dulkadirli
6- Emirli
7- Hamza Hacılı
8- Halep Türkmeni
9- İzzettin Hacılı
10- Karahacılı
11- Musullu
c) Akkoyunlu El ve Oymakları (Oğuz -Bayındır Boyu: l5.yy)
l - Ahmetli
2- Bayındır
3- Beydili
4- Çavundur
5- Dodurga
6- Döğer
7- Emirli
8- Haydarlı
9- İzzettin Hacılı
10- Hamza Hacılı
11- Hoca Hacılı
12- Karkın
13- Musullu
14- Süleyman Hacılı
15- Şeyhli
16- Tabanlı
17- Yurtçu
d) Akkoyunlu Devletine Tabi Diğer Boy ve Oymaklar:
1- Alahacılı
2- Ağaçeriler
3- Avşar
4- Azeriler
5- Bayat
6- Çepni
7- Dulkadir
8- Danişmendli
9- Harbendeli
10- İnallı
11- Karamanlı
12- Kaçar
13- Teke
e) Karakoyunlu Devletine Bağlı Oğuz Boyları: 14.yy
1- Avşar
2- Düğer
3- Yazır
4- Yıva-Yuva (Hanedan Barınlı Obasından)
f) Fars Safevi Devletine Tabi Türk Boy ve Oymakları: 1501 yılı
1- Avşar
2- Dulkadir
3- Kaçar
4- Karamanlı: Berde ve Gence
5- Kutlu
6- Şamlı: Beğdili, Hüdabendeli, İnanlı
7- Talış
8- Tekeli
9- Ustaçlı
10- Varsak
F-TÜRKİYEDEKİ ALEVİ GRUPLARI:
1- Alevi: Çorum, Tunceli, Sivas.
2- Abdal: Adana, Kahraman Maraş, Sarız-Kayseri, Mut, Silifke, Mersin.
3- Batıni: Iran, (Hasan Sabbah'ın Tarikatı)
4- Bayındır: Akkoyunlu kolu.
5- Bektaşi: İstanbul, Nevşehir-Hacıbektaş
6- Çepni: (Bir kısmı Alevi) Giresun, Balıkesir, Gaziantep.
7- Dai'ler
8- Dürzü-Dürzi: Hatay, Suriye, Lübnan.
9- Evci: Tufanbeyli-Adana, (Burdur ve Afyon'daki Evciler Alevi değil.)
10-Haşhaşiler (İran)
11-Karahacı: Çankırı-Şabanözü İlçesi Karahacı Köyü ( Silifke’deki
Karahacılılar Alevi değil).
12- Karmati: (Mısır)
13- Kalenderi-Haydari
14- Rafizi: İran ve Irak
15- Nusayri: Suriye,Lübnan
16- Şii İsna Aşeri: Sah İsmail’in Kurduğu mezhep
17- Siraç: Amasya, Silifke, Sivas, Tunceli.
18- Şahsevenler: Iran ve Afganistan
19- Sii-Şia: Adana, Hatay, Mersin, Ağrı, Kars, Ardahan, İran Caferi Kolu,
Pakistan İsmailiye Kolu.
20- Tahtacı: Adana-pozantı, Mersin, Antalya, Balıkesir, Muğla
21-Kızılbaş.
G-TURKİYE’DEKİ ALEVİ OCAKLARI:
1- Şeyh Çoban Ocağı : Erzincan-Tercan.
2- Ağuiçen: Sivas-Demirci, Hıdır ve Kasım Dede.
3- Ali Baba: Tunceli, Sivas
4- Balım Sultan
5- Avşan Ocağı
6- Pir Sultan Ocağı
7- İmam Rıza
8- Baba Mansur
9- Derviş Cemal
10- Sarı Saltuk
11- Cemal Abdal Ocağı
12- Kadıncık Ana Arapkir
13- Hasan Dede-Otman Baba Ocağı* Kırıkkale
14- Abdal Musa Kolu (Elmalı-Antalya)
15- Ali Baba Kolu (Tunceli)
16- Baba İshak
17- Şahkulu
18- Hacı Bektaş Veli Kolu: Nevşehir.
19- Pir Sultan Abdal Kolu: Sivas
20- Babai (Babalı)- Vefaiyye.
21- Karaca Ahmet: İstanbul
H-KAYNAK:
1- Türk Yurdu Dergisi: Aralık 1994, Sayı:88
2- Diyanet Dergisi: Ekim 1995, Sayı: 58
3- Türk Dünyası Tarih Dergisi: Aralık 1995, Sayı: 108
4- Nokta Dergisi: 18 Haziran 1995, Sayı: 25
5- Cem Dergisi: Eylül l 1995, Sayı: 52
BOZULUS VE KARAULUS DEYİMLERİ
KARAKOYUNLU DEVLETİ (1380-1469): Kurulduğu Güneydoğu ve Doğu Anadolu, Suriye, Irak (Türklerin yoğun olduğu Kerkük, Musul, Erbil) ve Batı İran’daki, göçebe hayvancılık yapan toplulukları; Arap, Fars, Kürt, Türk gibi ırki durumlarına bakmadan, yönetim ve vergi amacıyla ve coğrafî şartları esas alarak BOZULUS ve KARAULUS olarak iki idari grupta topladı. (Bkz: 8,19,21)
Göçebe hayvancılık yapan gruplardan kışı; Urfa, Diyarbakır ve Doğu Suriye de geçirenler, yazları Bingöl, Erzurum taraflarına yaylaya çıkıyorlardı. Bunlar KARAULUS grubunu oluşturmuşlardır. BOZULUS grubuna dahil olanlar ise kışı; Fırat Suyu, Şam, Halep, Rakka, Gaziantep civarında geçiriyor, yazları ise Yozgat (eski adı BOZOK) Kırşehir, Sivas, Ankara taraflarına yaylaya çıkıyorlardı.
Bu tanımlama ve sınıflama Osmanlı döneminde de kabullenilip bir süre devam ettirildiğinden karışıklıklara ve yanlış yorumlara neden olmuştur. Karaulus içinde, Karakoyunlu ve Karakeçili Türk Oymakları olduğu gibi, Bozulus içinde de Araplar, Araplı gibi Arap kabilelerine mensup gruplarla, Cihanbeyli, Milli, Kara, Rışvan gibi Kürt aşiretleri yer almıştır. Kürt aşiretleri, Üçoklar bölgesi olan Çukurova’da da bulunmuş; yazları Aladağlar, Binboğa ve Nurhak dağlarında yaylamışlardır. Her iki grupta ırki yönden arı değildir, birliktelik göstermezler. İçlerinde çeşitli boy hatta ırklardan bir çok el, aşiret, oba ve oymaklar vardır. Ancak Karaulusun çoğunluğu Kürt aşiretleridir. Fakat Kara, adı Kürtlere özgü bir unvan değildir. Birçok Türk göçebe oymağı adı kara adını taşır Örneğin; Karakoyunlu, Karakeçili, Karatekeli, Karahacılı gibi. Grubun birine Bozulus denmesinin nedeni; grubu oluşturan oymakların çoğunluğunun, Oğuzların Bozok koluna mensup olmasıdır. (bkz: 57,88)
Bir grup içindeki aşiret, oba ve oymaklar zaman içinde birbirinden karşılıklı etkilenmişler, azınlıkta olanlar çoğunluğun tesirinde kalarak, adetlerini alıp dilini kullanmaya başlamış, buda yanlış sanı ve yorumlamayla Kürtlerin, bir Türk boyu olarak görülmesine neden olmuştur. Osmanlılar başlangıçta, tüm göçebe grupları için Yörük deyimini kullanmışlardır. Yörükanı Ekrad, Yörükanı Türkmen, Çerkez Yörükanı, Tatar Yörükanı gibi.
YÖRÜK TAİFESİNİN DURUMU
Yörük taifesi konup göçmeleri itibariyle kimseye raiyyet olmayıp her nereye giderse cemaatleriyle yazıldıkları sipahiye raiyyet resimlerini verip (buna) toprak sahibi müdahale edemez. Ama konar-göçer olmayıp Yörüklükten tamamıyla feragat edip davar ve topluluklarını dağıtıp çalışıp kazanmakla, meşgul olup, huzuru ihtiyar edip tahrir zamanında on yıldan fazla hangi köyde oturup mekân kurmuş (ve) raiyyet yazılmış ise raiyetini, defter mucibince o karyenin sipahisine verir. O kimse, yörük olmaz. Bu takdirde raiyyet olmuş olur.
Raiyyet yerini tutan yörük olsun, başkası olsun çift akçesi ona kulluk akçesidir. Onu da, o vilayette, çift resmi; defterde kaç akçe tayin olmuş ise vermek kanundur.
Ama yörük taifesi sonradan kendi baltaları ile açtıkları yerleri tam çiftliğe tahammülleri varsa on iki (12) akça çift resmi alınması kanundur. Ama yörük taifesi raiyyet yerlerini ziraat eyleseler, öşrünü ve çiftlik resmini reaya gibi verirler. Bütün çift (tam çiftlik) ten oniki akçe veririz, diye niza' edemezler. Bu husus Selanik yörüklerinin kanunnamesinde musarrah kaydolunmuştur.
Yörük taifesi yürüye geldikleri yerlerde avlu yapıp döllerini âlâ-geldikleri yere yine döllerini alsınlar. Kimse mani olmasın. Lâkin o yerlerde kimsenin terekesine ziyan ederlerse kadı marifetiyle tazmin ettirilir, diye ferman i âlî sadır olmuştur. Yörük taifesi sipahinin tımarı içinde oturup ziraat edip öşrünü verip davarını otlatırken otlak resmi talep ederse caiz delildir.
Öşür ve resim verenden otlak hakkı talep olunmaz. Yörük taifesi yaylaklarına gelmekte ve gitmekte yürüdükleri yerde üç günden fazla oturmasınlar. Oturdukları vakit de kimseye zarar ve ziyan etmesinler. Ederlerse şer'an sabit olduğunda tazmin ettirilir.
Yörük, bir yerde ikametleri, kararları olmayıp, daima hareket üzere olmalarından toprağa taallûkları yoktur. Gerdek resmi alınmaz, gerdek resmini almak, mukîm olan reaya avretine mahsustur. Yörük avretinden gerdek resmi alınmaz.
Yörük taifesi göçer halkıdır. Sancağa ve sancak beylerine ihtisası yoktur. Varisleri ağalarıdır. Şöyle ki birinden galiz (ağır, büyük) günah sadır olup siyasete (ezaya) müstahak olsa kadı hükmedip hüccet verdikten sonra cezayı subaşıları verir, diye eskiden hükm-i şerif verilmiştir. (bkz: 123).
ESKİ YÖRÜK VE YENİ YÖRÜK DEYİMLERİ
Eskiyörük: Yaz, kış, önceden belirlenmiş yayla güzle ve kışlak arasında dolaşıp, çadırda kalarak, hayvancılık yapmak üzere söz veren ve durumu 1630-1690’dan önce deftere böylece kaydedilen göçebe gruplarıdır.
Yeniyörük; 1690 ve bunu takip eden yıllarda iskana tabi tutularak köy ve derbentlere yerleştirilip, yerleşik hayvancılık ve çiftçiliğe başlayan ancak bu duruma alışamayıp yeniden yaylak kışlak dolaşıp hayvancılık yapmak isteyen ve deftere böylece kaydedilen göçebe gruplardır.
- ŞECERE-SOY AĞACI BELİRLEMEDE KULLANILAN KAVRAMLAR:
- Büyüklük durumuna göre sıralanmış ve eşdeğer, benzer olanlar bitişik gösterilmiştir.
a) IRK: TURAN, SLAV
b) MİLLET-KAVÎM-BUDUN: TÜRK, RUS
c) İL-EL-ULUS-DEVLET-TEŞKİLAT: OĞUZ, GÖKTÜRK, BOZULUS,
DULKADİRLİ
d) BOY-BOD-OK-HALK: KAZAK, UYGUR, TÜRKMEN, YÖRÜK.
e) URUĞ-OYMAK-OBA-AŞÎRET-KABİLE-TAİFE-CEMAAT-
TOPLULUK-BÖLÜK-GRUP-KOL: HONAMLI, SARIKEÇİLİ, TEKELİ
f) SOY (Baba Tarafı)-SOP (Ana Tarafı): DÖNELİ, MENEMENCİ.
g) AİLE: KEZER AİLESİ
a) YURT-MAHALLE-KÖY: SÖBÜCE OVA YAYLASI
M.K. ÇALIK, HÜSEYİN KUŞÇU VE KEMAL DEMİRAY'IN SÖZLÜKLERİNE GÖRE BAZI KAVRAMLARIN ANLAMLARI:
Aydın: (Sıfat) kültürlü, okumuş, aydınlık, açık söz
Aşiret: (Arapça) Kabile, oymak, göçebe halinde yaşayan, çoğunluğu aynı soydan gelen cemaat, bir amaç ve idaredeki topluluk
Kabile: (Arapça) İlkel bir şekilde yaşayan insan topluluğu, boy, oymak
Oba : (İsim) Çadır halkı, göçebe ailesi, göçebelerin kullandıkları çadır, göçebelerin kaldıkları, kullandıkları yer. Yedi göbek, nesil, bir oba oluşturur. Bir nesil 20 veya 30 yılı.
Oymak: (İsim) Göçebe topluluklarında bölümler, aşiret, izci kuruluşlarında 16 ile 32 kişilik bölüm
Ulus: Halk, topluluk, millet.
İ1-El: Ülke, yurt, yönetim, vilayet.
Göç: Bir yerden bir yere taşınma
Göçebe: (Sıfat) Bir yerde devamlı oturmayıp, şartlara göre yer, yurt değiştiren kişi
Kavim: (Arapça) Dil, din, töre ve kültür bakımından aralarında kuvvetli bağlar bulunan insan topluluğu.
Boy: (İsim) Aynı soydan insanların beraberce yaşadıkları ilkel topluluk
Taife: (Arapça) Bölük, grup, takım, kavim, kabile, tayfa, klan.
Millet: (Arapça) Aynı toprak üzerinde yasayan, dil, ülkü, tarih ve din birliğine sahip halk topluluğu. Benzer özellikler taşıyan ulus.
Yayla: Genellikle yüksek vadilerde derince yarılıp parçalanmış düz yer. Dağlık bölgelerde kışı sert, yazı serin olan hayvan otlatma yerleri.
Bennak: Evli olup geçimini sağlayacak oranda koyunu bulunmayan veya arazisi olmayan hane sahibi.
Mücerret: İş görerek kazanç elde edebilecek çağa gelmiş erkek.
Bakşı: Şaman inancında din adamı.
Bahşi: Uygurlar döneminde bir kamu görevlisi unvanı.
Bahşiş: (Farsça) Hizmet karşılığı ödenen miktardan ayrı olarak fazladan iyilik olsun diye verilen para, bağış, ihsan, hediye, mükafat, lütuf. Bir yazar, bir kişinin yorumuna dayanarak Bahşiş Yörüklerinin adının, 18. yy’da Anamur’dan Kıbrıs'a iskan için gönderilenlerin, Kıbrıs Valisine bahşiş gibi verilme nedeniyle bu adı aldıklarını ileri sürmektedir!
İfraz: Ayrılmış, bölünmüş.
Navakiyye-Nevakiye: Eksik, yasaklı, intizama konulmuş, zahireci.
Hayme: (Arapça) Çadır.
Hayme Nişin: Çadırda oturan, göçebe.
Nomat: (Latince) Göçebe.
Duhan Resmi: Yörük, yüzdeci, yağcı, küreci ve türkmen taifesi gibi yerleşik olarak bir yerde oturmayan, bir yerden bir yere gezen ve evli olan yani müstakil bir ev tüttüren kimselerden alınan vergi
Çobanbeyi Vergisi: Reayadan alınan vergi.
Koyun Vergisi: Yerliden, Yörükten, eşkincilerden ve yüzdecilerden farklı miktarlarda alınır. Yürüğün koyunu kırılıp hiç kalmazsa, bu gibilerden resmi kara deyü on iki akçe alınır. (Ganem)
Arus (Gerdek-Gelin-Evlenme) Resmi: Bir kız veya dul evlenirken, kadıya verilen nikah vergisinden başka, tımar sahibi yahut Sancak Beyine verilen resimdir. Kızdan 100, kadından 40 akçe alınır. Kız başka bir boy halkından birine veriliyorsa nikahta sipahiye 200 akçe verilir.
Yurt-Yurtluk: Göçebelerin yazın ve kışın çadır kurup oturduğu yer, çadır, Tahsisli arazi, Vatan.
Güzle: Göçebelerin kışlağa giderken Ağustos-Kasım döneminde kaldığı yer.
AÇIKLAMALAR –3
1- Yörükler ve Diğer Hayvancılık Yapan Topluluklarla ilgili Deyimlerin Açıklaması :
a) Millet-kavim-ulus: aynı ırktan gelen ve aynı dili konuşan gruplardan oluşur. Örneğin Türk Milleti.
b) Soy; Boyların bağlı olduğu bilinen en eski topluluğu ana grubu ifade eder. Örneğin: Göktürkler ve bunu oluşturan Karluk, Kıpçak ve Oğuzlar.
c) Boy: Bir bütünün ana kollarını bölümlerini temsil eder. Örneğin ilk dönemde Karaevli, Yabır ve Yazır adı taşıyan Yörük boylarının zamanla Honamlı, Horzum ve Tekeli adlarını alması.
d) Boyu oluşturan ve genelde aynı yerlerde gruplar halinde yasayan toplulukları ifade eden bu kelimeler aynı veya yaklaşık anlamda kullanılmıştır; aşiret, cemaat (topluluk), halk, il-el (yeni il, eski il, içel), kabile, köy, mahalle, oymak, oba, sülale, şube, taife gibi. Örnek: Döneli obası, Işıklı oymağı. (karışıklığı önlemek için; oba deyimini sadece Yörük, oymak deyimini Türkmen, aşiret deyimini Kürt, kabile deyimini Arap, el deyimini ise Avşar gruplarını anlatmak için kullandık. Bu günlük kullanım ve tarihsel duruma da uymaktadır.)
e) Yurt deyimi; çadırı daha çok çadırın kurulduğu yeri ve çevresini ifade eder, yurtluk şeklinde de kullanılır.
f) Obalar küçük gruplara bölününce; perakende (parçalanmış) obacıklar, kol ve kanatlar, birbirine hısım-akraba aileler ortaya çıkar.
2- Hayvancılıkla Uğraşan Halklar: Dört ana grupta toplanabilir.
a) Göçebe: hem yaylak, hem de kışlakta çadırda yaşayan ve hayvanları da açıkta yatan, örneğin Honamlı Yörükleri 1934’lere kadar bu şekilde yaşıyordu. Müsüroğlu Yörük obası halen yazın Aladağlar’da, kışın ise Seyhan Baraj gölü kenarında çadırda hayat sürdürmektedir. (1993 yılı)
b) Konar Göçer Göçebe: Kışlakta evde ve hayvanları da ahırda kalan, yaylakta ise çadırda kalan, örneğin 1934 iskanından sonra Honamlı Yörükleri kışın köyde evde yaşamış, yazları ise yaylada çadırda kalmışlardır.
c) Konar Göçer (Yarı göçebe): Kışın köyde evde, hayvanları da ahırda kalan, yazları yine yaylada yayla evinde kalan. Örneğin; Karapınar (Konya) Türkmenleri, Tufanbeyli (Adana) Avşlarları gibi. Ayrıca Antalya Gündoğmuş ve Kayseri Sarız göçerleri.
d) Yerleşik süt ve et sığırcılığı ve ahır besi koyunculuğu yapanlar, örnek Konya-Ereğli’de yaylaya çıkmayan yerleşik Yörükler.
3- Osmanlı Devletinde Halk İki Sınıfa Ayrılmıştır:
1) Askeri Sınıf (Kul); Padişah beratıyla devlet hizmeti yapanlar Raiyet Resminden (vergilerinden) muaf tutulmuştur.
a) Ümera; Tımarlı Sipahi, Devlet Erkanı, Kapıkulu.
b) İlmiye Sınıfı: Kadı, Medrese öğrencileri ve mezun mollalar, bunların yanında çalışanlar, Seyyîtler.
c) Ehli örf: Memurlar.
2) Raiyet Sınıfı (Reaya):
A- Üretici sınıf:vergi yükü bu sınıfın üzerinde idi.
1-) Çiftçiler:Sebze, meyve, tahıl ziraatı ve büyük baş hayvancılık
a)Çiftlik sahipleri (şehirli, eşraf, ayan, ağa, bey)
b) Küçük çiftçiler (köylüler):kiracı, ortakçı ve tarım isçileri
2-) Tüccar, esnaf (şehirli)
3-) Sanat erbabı (şehirli): Loncalara bağlı usta, kalfa, çırak ve işçiler.
B- Konar göçer ve göçebeler;
1-) Konar-göçer (yarı göçebe): Kısın köyde evde oturan, yazın yaylaya çıkan koyun, keçi, at., katır, eşek, arı ve sığır yetiştiren, ayrıca ekin (buğday, arpa) ekerek ziraatla da uğrasan topluluk. Yazın yaylada, merada otlatma suretiyle, kışın ise ahır ve ağıllarda besi türü süt ve et hayvancılığı yaparlardı. Halı dokumacılığı kışları evde yürütülen bir uğraştı. 1924 ten sonra ise büyük çoğunluğu yerleşik hayata geçmiştir.
2-) Göçebe: Daimi yaylak, kışlak hayatı sürdüren on iki ay çadırda kalan gruplar. Genelde kendi ihtiyaçlarını kendileri üretirlerdi (kapalı ekonomi). Aldıkları un, tuz, bulgur, değiş tokuş yaptıkları veya sattıkları ise hayvansal ürün, kilim ve keçe idi. Koyun, keçi yetiştirmiş ve taşımacılık içinde deve, eşek bulundurmuşlardır. 1800’lere kadar Yörüklerin çoğunluğu göçebe idi .
C- Berat sahibi olan Reaya:
1-) Geri hizmet sınıfı: Askeri ile raiyet arasında vergiden kısmen veya tamamen muaf ve müsellem serbest zümre. Bunlar devlet kontrolü altında; derbentci, köprücü, tuzcu, çeltikçi , madenci, suyolcu, menzilci, iskeleci gibi geri hizmeti yürüten görevliler. Bu işlerde genelde Yörük ve Avşar dışındaki Oguz boyları, Tatarlar (posta hizmetleri) gibi diğer Türk Boyları ve bazı Türkmen oymakları görevlendirilmiştir.
2) Hususi hizmet sınıfı: Padişah beraatı ile vergiden muaf tutulan doğancı, yuvacı, at çeken gibi. Bazı padişahlar Yürüklere askeri hizmetlerde görev vererek geri hizmet, hususi hizmet ve raiyet rüsumundan muaf tutmuşlardır. Örneğin; dedem H.Molla Mehmet deve ve eşekleriyle 1. Dünya savaşında subay, asker korumasında iç kesimlerden (Niğde, Konya) Mersin'e buğday, arpa taşımıştır. Buradan da gemilerle cepheye gönderilmiştir.
4- Osmanlı Dönemi Kanunname ve Resmi Evraklarında Yörük Deyimi ve Yürüklerle ilgili Hususlar: (bkz: 72,123)
A- Yörüklerle ilgili hüküm örnekleri:
1-) Yaylak-kışlak arasında göçerken konaklanan bir yerde üç günden fazla oturulamaz.
2-) Bir yerde sürekli oturmayıp daima hareket üzeredir.
3-) Toprak sahibi olup, bir yerde temelli oturanların ödediği "gerdek vergisine" Yörük kadınları bir yerde daimi surette oturamadıklarından dahil edilmez.
4-) Yörük subaşısının karışamayacağı unsurlar:
a) Yörük oğlu Yörük olmayanlar
b) Yörük gibi yaşamayanlar
c) Yörüklükle ilgisi olmayanlar
5-) Defterde kayıtlı Yörük taifesi (obası,topluluğu), Maliyeden verilmiş Şerefli Emir Belgesini ibraz etmedikçe; muaf olduk, vakıf halkından olduk diye mütevel1ilerden senet alamazlar.
6-) Eski Yörük, Yürüklükten çıkmaz. Eğer bir yol bulup başka taifeye katılıp deftere yazılsa bile yine Yürüklükte kalır.
7-) Yörük vergilerini Yörük Subaşıları alır.
8-) Yörük taifesinin, eskiden beri kendilerinin olan tahsisli yaylak ve kışlaklardan ola geldiği gibi yine yararlanmasına kimse mani olamaz.
9-) Yörük taifesi, Yörüklükten vazgeçerek bir yerde yerleşip tarımla uğraşmaya başlar ve o köyde on yıldan fazla oturup o köyün halkı olarak yazılırsa artık bu gibi kişilere Yörük Beyi karışamaz
10-) Yörük taifesi, tapuya tescilli toprakta on yıldan fazla oturup tarım yapar, toprak sahibine öşür vergisi verirse ve çevreye de zararı olmazsa oradan kaldırılamaz.
11-) Yörük taifesi, konar-göçer halktır. Belli yeri, sancağı ve ihtisasları yoktur. Asayiş yönünden Subaşı ve Kadıya bağlıdır.
12-) Yörük taifesi, on yı1dan fazla bir köyde oturup, yazıcı o köye halk olarak yazsa bu kimseler Yörük olmaz, köy halkından olur.
13-) Yörük, Türkmen, Karaca Ulus (Ekrat) vs. cemaatlerden konup göçerken; konup göçmekten vazgeçip, davarlarını dağıtıp, bir yeri yurt edinerek, geçimini ekip biçmekle sağlamaya başlayan ve o köye yerleşme süresi on yılı geçenler, artık oranın yerlisidir ve çift vergisi alınır.
14-) Defteri Hakani de (Tapu Defteri) Yörük vergisi istenecekler:
a)Yörük oğlu Yörük olan
b) Yörük gibi davranan, Yörük gibi yasayan, konar göçer hayvancılık yapan: Avşar Eli, Bedevi Arap Kabilesi, Karaulus (Ekrad) aşireti ve Türkmen Oymaklarına yaptığı iş ve yaşayış şekli nedeniyle Türkmen Yörükanı, Türkman Ekradı, Ekrad Yörükanı, konar göçer Türkman Ekradı Yörükanı, Çerkez Yörükanı taifesi gibi sınıflamalar yapılmış, isimler verilmiştir.
c) Yörüklükten çıkmış (yaylak-kışlak arası konar göçerliği bırakmış) ancak hala Yörüklükle ilgisi bulunan: köyde kalıp çiftçilik (ziraat ve besi hayvancılığı) yapan fakat on yılı doldurmamış olanlar.
d)Yörükan (Yörükler) defterine yazılmış olanların çocuklarından ve onlardan olanlardan; Yörük vergisi istenir.
B- 1724 yılında yayınlanan bir padişah fermanıyla (konar-göçer) göçebe Anadolu Yörük cemaatleri makulesi: “Ağnam (koyun vergisi) , Sütran, Bennak (çift ve arazisi bulunmayan evlilerden alınan vergi) ve Mücerretlerine (bekar vergisi) fil cümle mal tain olunmağla;
1-) Avarız (Olağanüstü durum vergisi)
2-) Nüzul (inme konaklama)
3-) Sürsat
4-) Adet-i Ağnam (hayvan vergisi)
5-) İmdad-ı Seferiye (savaş vergisi)
6-) Hazariye (ikamet vergisi)
7~) Tekalifi örfiye (geleneksel vergiler, askeri vergiler)
8-) Sakka’dan muaf (eziyet verici görev istenmeyecek) ve müsellem (herkesçe kabul) olmak vetaife-i Mezbure (adı yukarıda geçen) cemeatlarına gayrı fert karışmamak şartıyla Nizam-ı Cedit (Yeni düzenleme, kanun) defterine kayıt edilerek müceddeden Nizam verilip tahtı zabıtaya ifrağ olunmuştur...”
C- "..nam mahalde kışlayıp ve ..nam mahalde yaylamak üzere ..taifesi 1731 yılında Emri Şerif ile Divan-1 Hümayun tarafından ... ilçesi ,. . nam mevzi ye iskan edildi . . . . ;
D- "... mahalli iskanlarından Huruç (vazgeçip bölge dışına çıkıp) ve Rum tarafına firar ..."
E- "... olmamalarıyla mahalli aharda müteferrik ve perişan olan reayayı sahihası bulundukları mahalden hane ve zaman itibar olunmaksızın marifeti şer ile (zorla) kaldırılıp asıl cemaatleri Derununa naklu iskan ettirmek için evamiri Şerife verile geldiği mukayyettir. Emru ferman devletlu Sultanım Hazretlerinindir..."
F- 1744 tarihili bir fermanda; “İçel sancağı konar ve göçer Yörük cemaatları ve Ekrat ve Türkman taifelerinin bennak ve mücerret ve şütran ve ağnam ve beher mehar develeri hesabıyla gelen rüsumu mirileri cem ve tahsil ettirilmek göçebe surutunda mukayyettir...”
G- Osmanlı Kanunnamesinden; "Yörük taifesi konup-göçe geldikleri itibari ile kimseye raiyyet olmayıp her kande gider olsa cemaatiyle yazdıkları karye (köy) sipahisine resmi raiyetlerini verip toprak sahipleri dehledemezler..."
H- 1716 tarihli şikayet defterinden "... men ve defolunmak babında şerefli emrim ve Türkmen ve Yörük cemaatleri bundan sonra ata binmeyip, kılıç ve tüfek taşımayıp ... münasip olan yerlere yerleştirilmek, gereğince hareket olunmak babında yazılmıştır."
I- "... Aşiretinden ... cemaaati, Bozok sancağının hali ve harap mahallerine 1692 yılında iskan olunmuşlardır. "
İ- 1729 tarihli aşiret iskan defterinden: "... iskan yerlerinden hariç yerlere çıkmaktan sakınmakla kış ve yazda kendilerine mahsus yerler de oturup ve yerleşip, kanunen istenenlerden (vergi ve ) tarımla uğraşmaları şartı ile güzel bir düzene sokulmuşken ... belli meskenlerinden çıkmaları ve ... tarafına kaçmalarıyla, bunların bu gibi hareketleri sair taifelerede sirayet edip, istikrar bulan iskan işlerinin karışmasına ve yurt düzeninin bozulmasına sebep olduğundan ... yurdun huzuru ve halkın yüreklerinin rahatı için bulundukları yerlerden kaldırılıp iskan yerlerine geri çevrilmeleri ... bir tek kişi geriye kalmamak şartıyla ... yollarda bir yere kaçıp kaybolmamaları için kethüda ve söz sahiplerinden inanılır kimseleri rehin olmak üzere alıp ve münasip olan kaleye koyduktan sonra, tümüyle sevk edip göndererek "
J- 1731 tarihli iskanla ilgili emirden "..„ firar ile mali mirilerini edada taallül ve muhalefet eylediklerinden ... bulundukları mahallerden alınıp cemaatleri durununa nakil ve iskan olunup ... marifeti ser ile kavi nezre kat ve hücceti şeriyye olunup ... eğer fima-baat dahi nezirlerinin hilafı hareketleri zuhur eder ise, cümlesi ahz ve haps ve muhkem haklarından gelinmek ... "
K- 1758 tarihili bir fermandan: " Yörükanı Anadolu Cemaatleri reayası, konar ve göçer göçebe taifesinden olup, bir mahalde avarız hanesine kaydolunur makuulesinden değildir..."
L- Tanrı Dağı Yörük Taifesi; Defteri Cedidi Hakani’de Eşküncü Ocağı Mukayyettir.
M- Tekeli Cemaati; konar göçer Bozdagan Yörükanı taifesinden olup, 1724 senesinde Yörükanın Nizamı Cedid Defterine ithal olunmuştur.
N- Osmanlı Tapu, Mahkeme, Vergi Kayıtları ve Iskan Emirlerinde,
Göçebe ve Konar Göçerlerin Sınıflandırılması. (bkz: 71)
1- Yörük Çeşitleri:
a) Anadolu Yörükanı
b) Anasıl Yörükanı
c) Etrakiyei Yörükan (Yörükler Türkü)
d) Göçebe Yörükanı
e) Haymenişin Yörükanı (Çaldırlı Yörükleri)
f) Konar göçer Yörükan taifesi
g) Konar ve göçer, göçebe Yörükan taifesi
h) Perakente Yörükan: Asıl oba ve iskan yerini terk ederek başka bölgeye giden aile veya küçük topluluk.
ı) Rumeli Yörükleri: Balkanlara iskan edilen Yörük Obaları
i) Yerli Yörük: 18. yüzyıldan önce iskan edilen ve göçebeliği bırakarak çiftçilik yapan Yörükler
j-) Yörükan taifesi: Yörük sınıfını meydana getiren insanlar.
k) Yaylak Yörükanı (yaylakcılık) Nisan- Ekim aylarında yüksek rakımlı dağlarda çadırda kalarak buradaki yaylaklarda koyun keçi otlatan Yörükler.
2- Yörükler Dışındaki Göçebe ve Konar Göçerlerin Sınıflandırılması:
a) Göçebe taifesi
b) Göçebe ulus taifesi
c) Göçer ulus
d) Göçer Evli Taifesi
e) Göçer evli göçebe ulus taifesi
f) İfraz cemaatleri: Ayrılmış, tefrik edilmiş, vazifeye tayin edilmiş topluluklar.
g) Yerli taife: O yöreye eskiden yerleşmiş hayvancılık yapan halk. Örneğin Trabzon'da yazları; inek, koyun ve keçileriyle Karadeniz Dağlarındaki Yayla evlerine çıkanlar.
h) Yörük gibi yaşayan cemaatler: Türkman Yörükanı Ekrad Yörükanı, Türkman Ekradı Yörükanı, Çerkez Yörükanı gibi. Bunlar vergilendirme ve asayiş yönünden Has ve Tımara göre yapılan bir sınıflandırmadır. Yoksa Yörük Türkmeni, Kürt Yörükleri, Türkmen Kürtleri veya Çerkez Yörükleri diye bir şey yoktur.
1700-1934 Yılları Arasında Zorunlu İskana Tabi Tutulan Anadolu’daki Hayvancılık Yapan Gruplar: (bkz: 11,105)
A- Göçebe ve Konar Göçer Türk Boyları:
1- Abdal
2- Avşar (Oğuz Boyu)
3- Çiğil
4- Halaç (kalaç)
5- Kazak
6- Kırgız
7- Kaçar
8- Kıpçak
9- Kuman (Pomak)
10-Nogay
11-Özbek
12-Peçenek (Boşnak) (Oğuz Boyu)
13-Türkmen (11 adet Oğuz Boyu Genel Adı)
14-Tatar
15-Uygur
16-Yağma
17-Oğuz Boyları (9 Oğuzlar)
18-Yörük (3 Oğuzlar, Karluk, Türkeş ve Onaklar)
B- Göçebe veya Konar Göçer Diğer Gruplar:
1- Abaza - Çerkez
2- Acem (Fars)
3- Arap
4- Çingen
5- Ekrad (Kürd)
6- Gürcü
7- Laz
8- Macar
9- Yezidi
YÖRÜKLER1N İDAREYLE İLİŞKİLERİ (bkz: 72,118,121)
Yörükler genelde 12 ay süreyle yayla ve meralarda otlatma suretiyle hayvancılık yaptıklarından sürekli yer değiştirmek zorunda kalmışlar ve devamlı bir yurt tutamamışlardır. Diğer konar göçer hayvancılık yapanlar ise yılın 7 ayı evlerinde kalıp ahırlarında besi hayvancılığı yapmışlar ve ziraatla da uğraşmışlardır. Bu durum göçebelerin diledikleri yerde geze bildiklerini göstermez. Yaylak ve kışlağı devlet belirler. Türkmen ve Yörükler, üzerlerinde bulundukları toprakların teşkilatına bağlı olarak Has Tımar veya Evkaf Reayası olup, belirlenmiş bir vergi ile mukataaya dahil edilirler. Yörükler umumiyetle Tımar ve Has Reayası, Türkmenler ise Has Reayası olarak yazılmıştır.
Devlet Anadolu ve Balkanlar (Rumeli)deki Yörükleri, idari ve askeri işlerde kullanmak üzere teşkilatlandırmıştır.
a) Balkan Yörükleri: (bkz: 72,77,106).
1- Gemi yapım islerine malzeme temininde
2- Yolların emniyeti ve tamiri
3- Su yolları yapımı ve tamiri
4- Geçit muhafazası (Derbentçilik)
5- Köprü inşa ve tamiri
6- Zahire toplaması, nakliye ve koruması
7- Madenlerin işletilmesi
8- Diğer nakliye işleri (özellikle top nakli)
9- Kale yapımı ve onarımı gibi hizmet ve islerde çalıştırılmışlardır. Evleri olmadığından nerede iş varsa oraya gönderilmişlerdir. Yerleşik halkı; evi, tarlası, bahçesi olduğundan bu tür geçici işlerde çalıştırmak zordur.
b-) Anadolu Yörükleri: İktisadi faaliyetlerine göre; Yüncü, Darıcı ve Ellici gibi adlar almışlardır. Han (örneğin; Su1tan hanı, Çiftehan) ve Derbent-Geçit (örn. Gülek Boğazı) civarına daha çok Türkmenler yerleştirilmişlerdir, örneğin; Konya, Aksaray, Kayseri, Sivas ve Niğde ilindeki Han ve Geçitler.
Yörükler, asayiş yönünden Subaşılara, yargı yönünden ise Kadılara bağlıdır, devletle ilgili idari ve mali işler yönünden ise Yörük Beylerine tabidir. Kanunnamelerle belîrlenen ve mahalli şartlara göre değişiklik gösterebilen vergileri; hükümet tarafından tayin edilen Voyvodalar (Müstelzimler) toplardı.Yürüklerin başında miri Yörükan denen Yörük beyi bulunurdu.Türkmen oymakları ise doğrudan Sancak Beylerine bağlıydılar. Sancak Beyi, emrindeki Gediklilerinden veya Hanedandan (akrabasından) birini Voyvoda olarak görevlendirirdi. Bu Voyvodalara Türkmen Voyvodası, Türkmen Ağası veya Derbend Ağası denirdi. Voyvodalar ahaliye zulmeder veya idarede acizlik gösterirse hükümet tarafından azledilirdi. Göçebe baş kaldırı nedeninin çoğu; yöneticilerin baskısı, adaletsiz ve çok vergi alması ve halkın şikayetlerinin (Avam, Göçebe, ilmi irfanı kıt, yol yordam bilmez, aklı ermez, cahil, kaba, fakir, ağzı un çorbası kokar, eti peyniri tereyağını satar, kendisi ot, ekmek yer gibi gerekçelerle) dikkate alınmamasıdır.
YÖRÜKLER VE DİĞER GÖÇEBE VE KONAR GÖÇERLERDEN ALINAN VERGİLER
A) Yörüklerden Alınan Vergiler (bkz: 72)
1- Ağıl resmi (yatak vergisi)
2- Caba resmi (koyun ve keçileri hasta1ık nedeniyle kırılan veya fırtınada donma nedeniyle kalmayanlardan)
3- Ganem, Ağnam (koyun) resmi
4- Koru resmi (konup yayladıkları yurtlar için alınırdı)
5- Kışlak resmi (kışlak, beriyye) aile başına kışladığı, tımarın sipahisine ödenirdi.
6- Otlak—mera resmi: Tımar sahipleri; Tımar arazisinde hayvan otlatan Yörük, yerli, eşkinci ve yüzdeciden alırdı.
7- Yaylak (yaylatma) resmi (Bir belgede yaylaya çıkanlar için "Yabaneri Taifesi" ifadesi kullanılmış.
B) Ayrıca Zamana ve Bölgeye Göre Konar Göçerlerden Kışlak Resmi Yerine;
1- Resmi Zemin
2- Resmi Bennak
3- Resmi Aruz (gerdek resmi; kız ve dullardan)
4- Yave Akçesi (kaçkın: sahipsiz hayvan)
5- Sefer Vergisi
6- Badı Heva Resmi (zarar ziyan vergisi ) gibi vergiler de alınmıştır.
7- Harp levazımatı yapan bir kısım oba ve oymaklar ise vergi yerine imal ettikleri ok ve yay gibi silahları vermekle mükelleftiler.
C) Yaylak Resmi Alınacak Vergi Mükellefleri;
1- Sürülerini başka tımar sahibinin arazisinde (merasında) otlatan sürü sahipleri.
2- Miri yaylaklar da davarını yaylatan sürü sahipleri
3- Göçebe ve konar göçer taifeler: oymak, aşiret ve kabileler
4- Yörük obaları
Arşiv belgelerinde yaylak resminin bazı yerlerde sürüsü olmayan Yörüklerden de alındığı, bazı yerlerde ise iki defa hatta daha fazla alınması gibi usulsüzlükler yapıldığı görülmüştür.
D)Yörüklerden Alınmayan Vergiler:
l- Çift resmi: Ziraat yapılan bir toprağa sahip köylü ailelerin ödedikleri vergi. Ayrıca dağ, düz veya baltalık yerden kendi imkanlarıyla ziraat arazisi açanlar; tımar sahibine çift vergisi vermekle mükelleftir. Buna kulluk akçesi de denir.
2- Öşür: Zirai ürünlerden alınan onda birlik vergi. Ancak toprağı ihya edip ziraata açanlar buradan kaldırdıkları ürünlerinin öşürlerini Reaya gibi verirlerdi.
3- Çoban Beyi Resmi: Bazı zaman ve yerlerde Ağnam Resmi ödeyenlerden alınmadı. Doğu ve G.Doğu Anadolu’da da koyunculuk yapan aşiretlerden de ağalar alıyordu.
4- Nevgi Yağı Resmi: Mardin ve Erzincan Yöresi Aşiretlerinden Otlak ve Yaylak Resmi dışında hane başından nevgi yağı vergisi de alınıyordu.
5- Gerdek Vergisi: Toprak sahibi olup, köy ve kasabalarda oturan evli erkeklerden karıları için alınırdı.
GÖÇEBELERİN İSKANI
1- 18 ve 19.yy. da Osmanlı Halkının Genel Durumu: (bkz: 65,70,105,113)
1700 yılından sonra komşu devletlerle yapılan savaşların artması, yenilgilerin başlaması ve savaş ganimeti elde edilememesi nedeniyle Has, Tımar ve Zeamet sisteminde bozulma başladı. Yöneticiler yaşantılarını korumak için (Nazır, Beylerbeyi, Subaşı, Mutasarrıf, Kadı, Vergi toplayıcı gibi devlet memurları) halktan aldığı vergileri arttırdı. Askere alınan er adedi çoğaldı, askerlik süresi uzadı, ama cepheden evine dönen gazi adedi azaldı. Gayri Müslimler (Ermeni, Rum, Yahudi), Araplar, Kürtler, İstanbul’da yaşayanlar, bedel ödeyen sanatkar, esnaf, tüccar ve büyük çiftçiler ekonomik sistem aksamasın, üretim sürsün (veya savaşmaz) diye askere alınmıyordu. Sözün özü, anlamsız ve neticesiz savaşlarda ölenler; "ihtisası olmayan, düşünmeyen" Yörük, Türkmen, Avşar, Laz, Çerkez veya küçük çiftçilerdi (köylüler). Dıştaki yenilgiler hemen içerde de tesirini gösterdi. Merkezi yönetimin taşra üzerindeki kontrolü, etkisi azaldı. Halk bunu fırsat bilip çocuğunu askere göndermek istemedi. Vergisini geciktirdi veya hiç vermedi. Yükümlü olduğu geri hizmetleri aksattı veya yerine getirmemeye başladı. Susuz, iklimi sert veya çok sıcak, sivrisinekli yerlerden sulu ve ılıman yerlere kendiliğinden göçmeye başladı. Düşman eline gecen eski Osmanlı topraklarından Türk ve Müslüman ahali Anadolu’ya göç etmeye başladı. Sistemin aksaması nedeniyle devlet gelirleri azalırken giderleri de artmaya başladı. Ayrıca vergi ve gelir dağılımı adaletsizliği sonucu bazı kişiler aşırı zenginleştiler. Yetkililer, yöre zenginleriyle işbirliğine yönelip halka baskı yaptılar veya yörenin esnaf ve ağalarının halkı soymasına göz yumdular. Üretim, ticaret ve mal nakli (dolaşımı) aksadı. Aç1ık ve yokluklar baş gösterdi. Yerleşik halk ve göçebeler önce hallerinden mahalli yöneticilere yakındılar, ilgi ve çözüm bulamayınca mahalli yöneticileri üstlerine şikayet ettiler. Görevde kalmak isteyen mahalli yöneticiler, halkın bu şikayet, dilek ve protestosunu yukarıya, devlete isyan gibi gösterdi. Merkezi idare durumu, sağlıklı değerlendiremedi. Şikayet ve sorunların esas nedenine inmedi ve ilgisiz kaldı. Hatta eski gücünü taşrada yeniden kurmak, gelirlerini daha da arttırmak için askeri yöntem ve tedbire başvurdu. Yolsuzluk, yoksulluk., öksüzlük, hastalık, çaresizlik ve adaletsizlikler halkı bezdirmişti. Sosyal patlama için bir kıvılcım yeterliydi. Bu durumu gören, değerlendiren komşu ülkeler bazı etnik grupları kullanarak, kışkırtarak ülkede karışıklıklar çıkardı. Yer yer isyanlar baş gösterdi. Devlet bu isyanları bastırmak için kendi halkına karşı kendi öz ordusunu kullandı, hatta bir ara isyan eden valisi Mehmet Ali Paşa'ya karşı İngiltere’den askeri yardım bile istedi. İsyanların nedenini araştırıp, onlara din, ilim adamı gönderip sorunlarını dinleyip, görüşüp barışçı yollarla gerçekçi ve akılcı metotlarla, güzellikle onları iknaya ve işbirliğine yönelmedi. Sorunu kısa, kesin ve sert yaldan çözerek, diğer halk kesimlerine de gözdağı vermeyi tercih etti. "Cahil h